20 Ocak 2012

Neresi batıyor?.



Gel kardeşim, şöyle geç.

Söyle bakalım, Atatürk milliyetçiliğine niye karşısın? Neresi sana batıyor? Neresi seni rahatsız ediyor da gazetelerin bilgi ağı anketine ilgi duymuş, zamanını vermiş, katılmış ve yanıtlamışsın sorularını.
Atatürk ilkeleri kalksın diye işaretlemişsin sözde, bu anketi yapan haramilere inanırsak. Hem de değil değiştirmek, değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği yasayla belirtilen, Anayasa’nın ilgili maddesini oylatmışlar sana. Sen de kendinde anayasayı çiğnemeye nasıl bir hak buldunsa bulmuşsun ve suç olan bu eyleme katılmışsın.

Şimdi söyle bakalım, meraktan çatlayacağım:

Niye kalksın Atatürk milliyetçiliktir?... De bakalım akıllı akıllı.... Nedir derdin?
“Ben dışlanıyorum. Ben Kürdüm.”
“Ben yenilikçiyim. Statükoya karşıyım. Herkese özgürlük.”
Ya öyle mi? Ya sen tarihten ders almamışsın, ya da tarih nedir bilmiyorsun! Atatürk kimdir öğrenmemişsin!..

Atatürk milliyetçiliktir ırkçı değil ki dışlanasın!

Irkçılığa karşı bir milliyetçiliktir bu. Özü, Atatürk’ün ünlü sözüdür. Atatürk, Onuncu Yıl Söylevi’nde bu sözü son söz olarak Meclis’te okumuştur. Bu söylevinde on yedi kez Türk Milleti demiştir. Sesli kaydı da vardır.

“Ne mutlu Türküm Diyene!”

Bu söz açıklar Atatürk milliyetçiliğini. Bak gözünü aç, kulağını aç, varsa , sattırmadınsa birilerine aklını, aklını kullan ve bir kez daha oku bakalım:

“Ne mutlu Türküm diyene!”

İsterse Türk olmakla övün, senin bileceğin iştir. İsterse Türküm demekle övün, Türk Milleti’nden olmak sana övünç versin.
İkisi de aynı kapıya çıkar. Bir millete ait olmak. Senin ırkını, soyunu sopunu, kökenini sorgulamıyorlar burada. Milletine, milletim dedin mi tamam.

Milleti de Atatürk tarif etmiş:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”

Ne deniyor bak:

Türkiye Cumhuriyetini kuran…

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına…

Kimsenin ırkı sorulmuyor , kurucu musun, o soruluyor. Çorbada tuzun var mı? Emeğin, canın kanın var mı? Aynı geçmişten mi geliyoruz, ortak geçmişten? Geleceğin, acın, sevincin aynı mı?
Senin ataların Türkiye Cumhuriyetini kurdu mu? Omuz omuza verdiler mi Türkiye halkıyla, cephelerde saldırganlara karşı savaştılar mı? Yayılmacıları, işgalcileri birlikte mi kovaladınız? Birlikte mi yere düşüp şehitlik katına yükseldiniz? Gazi oldunuz mu, sakat kaldınız mı savaşırken düşmana karşı? Tam bağımsız bir ülke kurduk mu beraber? Vatandaşlık bağıyla bağlı mısınız vatana?
Azınlıklar dışında, millet olarak bütün vatandaşlar aynı haklara mı sahipsiniz ?

Eğitim, sağlık, iş, çalışma, askerlik, vergi, sosyal haklar konularında, adalet karşısında eşit misiniz ?
Sizi sorgulayan oldu mu sen şusun, sen busun dendi mi en üst mevkilere yükselirken?

Cumhurbaşkanı oldunuz mu hem de kaç kez? Bakan, milletvekili, asker, polis, öğretmen, memur? General, ordu komutanı?

Okullar açık mı sana ayrımsız? İş, meslek seçimin sana mı kalmış? Karışanın var mı gezmene, oraya buraya gitmene, yerleşmene, taşınmana… Ananın dilini konuşmana karışan var mı? Bunun için kurslar açmana izin vermeyen var mı? Kurslara katılmana engel olan? Şarkını dinlemene karışan?

 Üniversite’de kürsün bile var.

Peki neresinden rahatsızsınız, Atatürk milliyetçiliğinin? Neresi batıyor? Neresi diken? Hı?

“Ben Kürdüm.” “ Ben falanım.” “Ben yenilikçiyim(!). Ben ABD’den güdülen Taraf’lıyım.”

Eee… Sonra?

“Ben ayrı eğitim, ayrı yargı istiyorum. Ayrı vergi … pardon vergi vermemek istiyorum… Ayrı bayrak, ayrı idare istiyorum.

Bu yüzden Anayasa’daki Atatürk ilkelerine karşıyım. “

Tamam beyni yıkanmışım, beyni satın alınmışım veya Atatürk Cumhuriyeti’ne düşmanlıktan gözü dönmüşüm! Kusura bakma bunu söyleyen sana ve bunu söyleten satılmışlara kardeşim diyemeyeceğim. Aynı karından doğan bunu etmez karındaşına.

Dün Ankara’ da, Meclis’te, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev ne demiş bak:

“Geçmişe tabanca ile ateş edersen, gelecek sana top ile ateş eder.”

Sonra yine demiş ki:

“Türkiye, Kırgızlar için gökyüzünde uzakta parlayan bir yıldızdır. Gökyüzü kapalı olsa bile bulutların arkasında bir yıldızın parladığını biliyoruz.”

Gel, satılmışlara, iş birlikçilere, vatan hainlerine uyma. Bu yıldızın önünü karartma! Kendi kuyunu kazma! Milletine sahip çık… Yayılmacıların oyununa gelme…

Sen bunları istedin, bu istediklerin eksiksiz verildi diyelim, olur a… Kurt dumanlı havayı severmiş. Maşallah dağların dumanı ovaya inmiş. Ortam tam kurtların sevdiği puslu hava...

Diyelim Atatürk milletçiliği kalktı. Irka göre düzenlendik:

Kaç ırk yaşıyor memleketimizde? En az 72 ırk var deniyor. Kısa hesap biz kırk diyelim. Kırk ırka bölündük. Kırk dilcik yumurtladık. Seni, senin yetersiz yerel dilciğinle baş başa bırakırlar mı?

Koskoca Türk Dili bile, yeryüzünde neredeyse yarım milyardan fazla kişinin konuştuğu Türkçe, Türkiye’de İngilizceye yenik. Ağzı burnu kulağı koparılıyor.

Seni ham yapmazlar mı?

Bir iki yıl içinde gâvurun dilini boğazına sokmazlar mı? Altı üstünden zengin olan bu topraklar, bu sular, bu madenler, bu yer, bu göğü sana bırakırlar mı? Gözleri fıldır fıldır dönen İsrail siyonisti neden gelip Urfa’da, Mardin’de, Batman’da kadınlarını doğurtuyor yıllardır? Neden buralara Yahudi ırkına vaat edilmiş topraklar adını takmış bunlar?
Senin karagözün için mi silah veriyorlar dağa çıkan caniye? Eline mayın veriyorlar, bomba veriyorlar…
İsviçre bankaları kasalarını açıyor, besliyorlar, bakıyorlar, salıyorlar askerinin üstüne. Neden?

Hem senin kanını iliğini emen, seni insan yerine saymayan toprak ağalarına karşı tek sözün, tek bir dileğin de yok!

Tuhaf değil mi sence?
Sen onların gözünde köle değil misin? Ayaklarına yüz süren…

Onlar ne olacak? Onların altında marabalığa ikinci sınıf insan olmaya razısın demek?

Ne iş, ne aş, ne okul, ne daha iyi bir yaşam istiyorsun. Profesörlerin bile anlamayacağı ince konularda ise bülbül kesilmişsin.

Peki, bu toprakların altında yatan vatan için can verenler ne olacak?

Bu vatanın her karış toprağının altında sıra sıra yatan şehitlerimiz, vatan için can verenler, onlar ne olacak?
Ne için can verdiler?
Senin kandırılarak, tuzağa düşürülerek, vatanını, eli gözü, yüreği kanlı yayılmacılara tekrar peşkeş çekmen için mi onlar canlarını verdiler vatanları uğruna?
Sen yurdunu, vatanını, milletini hiç mi sevmiyorsun?
Türk yurdu kutsaldır.Vatan sevgisi Atatürk milliyetçiğinin en önemli öğesidir.

Atatürk demiştir ki:

“Vatanımız, Türk Milleti’nin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde varlıklarını sürdüren eserleri ile bugünkü yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir bütündür.”

Atatürk milliyetçiğinin temeli, senin örfünden, geleneğinden hiç bir şey kaybetmeden manevi değerlerini koruman üzerinedir.
Bunun nesi kötü söyler misin? Bu seni yaşatan suyun, havan değil mi?

Atatürk’e göre, Türkiye halkı, birbiriyle kaynaşmış, ortak bir geçmişe sahip, ülküsü, gelecekte birlikte yaşama arzusu olan bir topluluk olarak, Türk Milleti’ni oluşturur.

“Kendisini Türk sayan, Türk Milleti olmanın onurunu taşıyan herkes Türk’tür. Bu millet bilinci bizi millî davalarda bir arada tutar, ayrıştırmaz, kaynaştırır. Güçlendirir, büyütür.”

Şimdi anladın mı bizi neden ayrıştırmak istiyorlar?
Senin beynine neden giriyorlar?
Neden Atatürk milliyetçiliktir baş düşmanıdır bunların?
Neden?
Anladın mı çocuk?

Hem seni bu topraklarda rahat mı bırakacaklar sanıyorsun? İsrail, Amerika hele hele İngiliz?.. Ermenistan devleti ertesi gün buralar benim deyip her yerini kendi tapusuna geçirmeyecek mi? Senin karnına basacak, karnını eskiden yaptığı gibi deşecek, kalene kendi bayrağını dikmeyecek mi? İsrail gözünün yağını bile yiyecektir…
Onların gözlerinde bir bit kadar değerin olmayacaktır. Arap’a yaptıklarının bin beterini göreceksin!..
Bütün bunları bilerek istiyorsan, Atatürk ilkeleri kaldırılsın, devletin dili Türkçedir denmesin diyorsan, gerçekten bunları bilerek bilinçli istiyorsan söyle bakalım :

Ey benim saf toriğim!
Veya,
Ey benim hinoğlu hinim!

Eloğluna yamanmışım, satılmışım, kandırılmışım, söyle bakalım:

Milletimiz binlerce yıldır etle tırnak gibi kaynaşmış. Eski Yugoslavya değiliz ki eyalet sınırlarından bölünelim! Eyaletlerde yaşayan belli halklarımız yok ki şuradan şuraya çizgiler çekelim...
İstanbul’da da karışmışız. İzmir’de de… Mersin’de de. Antep’te de... Dağda da belde de… Düzde de tepede de…

Nasıl ayıracaksın burası benim, burası senin diye?

Sen bunu dediğin an İstanbul’da Bizans hortlatılacak. Misyonerlere açtırılan 40 bin ev kilisesi, bilmem ne kadar çanlı kilise kırk katına çıkacak. Çanlar çalacak camilerinde belki artık kim bilir?..

Kimi okullarında diz çöktürülüp dersler ”elif be” diye okunacak, kimi okullarında kırk bir çeşit yerel ağız… Hepsinin ortak dili ise İngilizce olacak. Seni hiç ilgilendirmeyen, komşun, akraban, soydaşın, yoldaşın olmayan bir toplumun dili gelecek boğazını tutacak.

Sonra sen ben kavgası başlayacak bizi birleştiren, bizi millet yapan, bir ulus olarak bir arada yaşatan , tutkalımız, mayamız olan Türkçe giderse, Türk Milleti giderse…

Atatürk milliyetçiliği giderse işte başına bunlar gelecek…

Razı mısın?

Gördün mü bak bakakaldın!

Öyleyse “Günaydın!”...

2 yorum:

  1. kalemine sağlık aklına sağlık bedenine sağlık ve gönlüne mutluluk dolsun.

    YanıtlaSil
  2. Faturayı ödeyince anlar bazıları, önceden kestirebilmek için zeka seviyesi, vatan sevgisi, Allah korkusu, insanlık duygusu, millet olma şuuru gerekiyor.
    "felaket başa gelmeden önlem almak gerekiyor, geldikten sonra, ah vah etmenin bir yararı yoktur."
    Allah akıl fikir versin herkese ne diyelim başka.
    Yüreğin, kalemin, bedenin dert görmesin can dostum...

    YanıtlaSil