21 Kasım 2008

Şehit kanıda'mı yüreğinizi sızlatmıyor..

Yine nerelerden emir aldınız bilmiyorum ama,bu iş çok mide bulandırıcı ve rezilce bölücülerin baskısına boyun eydiniz,çocuk katili şerefsizin istirahatgahını restore edip cennete çevirmek niyetindesiniz anlaşılan,bu teslimiyetçi zihniyetiniz binlerce Şehit ailesinin yüreklerini sızlatıyor,acılarını tazeliyor.
Bende akrabalarından aslan gibi 7 evladını bu vatana Şehit veren bir Gazi olarak,umursamadığınız o Şehit aileleri gibi size hakkımı asla helal etmiyorum etmeyeceğimde,İşçinize,çiftçinize ve memurunuza gösterdiğiniz kabadayılığın onda birini bu kansızlara neden gösteremiyorsunuz,Cumhuriyet Meclisinin çatısı altında,O şerefsiz çocuk katiline sayın deme cesareti gösteren cinsleri belli köpeklere neden sesisiniz çıkmıyor acaba,bu onurlu Türk halkının yüzünü daha ne kadar yere eydirmeye niyetlisiniz.
Sözünden çıkamadığınız AB ve ABD işbirlikçileriniz görüşme masalarında karşınıza pkk lı köpekleri oturtuyorlar gıkınız bile çıkmıyor,Avrupa parlementosu çatısı altında,sözde milletvekilleri,sözde belediye başkanı Türkiye Cumhuriyetine hakaret ediyor,soykırımdan bahsediyor sizde çıt yok,acaba bu reziller sizlerin sahte kabadayılığınızdan’mı cesaret alıyorlar.
Sizler sudi kralını,iran Cumhurbaşkanını Anıtkabre sokamadınız ama,elin oğlu Hindistan’da sizleri hemde çıplak ayakla Gandinin kabrinde nasılda tur attırdı değilmi,öyleyse her memleketin kuralı varmış ve uymak gerekirmiş değilmi.
Kırmızı bültenle İnterpol tarafından sözde aranan pkk lı köpekler Dünyanın her tarafında konferanslar veriyor,karşınıza dikiliyor ve nedense yakalanmıyor sizde yine tek çıt yok,ama ABD mahkemesinden gelen bir kararla Bir Türk kadınının evladını bağrından koparıp uyuşturucu müptelası amerikan kocasına teslim edebiliyorsunuz,bu korkunun sebebi nedir ha,nedir?
Adamlar şehirlerimize geldiler,mahallelerimize geldiler,canlarımızı yakıyorlar mallarımızı yakıyorlar her türlü pisliğin altından onlar çıkıyor,sizde hala ciddi bir tedbir yok,1 mayısta işçilere gösterdiğiniz gücü neden onlara karşı göremiyoruz yoksa onlarında dokunulmazlık zırhımı var,yoksa bizlerin sabrınımı deniyorsunuz Şehit cenazelerine de alınmıyoruz artık,İnsan kendi halkından korkarmı,unutmayın bizlerinde sabrı bir yere kadar,bıçak kemiğe dayandı artık bu millet bir patlarsa Allah herkezi korusun benden söylemesi…

24 Eylül 2008

................ SİZİ BİR ADAM SANDILAR...




Boyunuza posunuza bakıp sizi bir adam sandılar,lafınıza sözünüze kanıp insan sandılar,sahte sevginize inanıp vijdan sahibi sandılar,kıblenize inanıp müslüman sandılar sizi.
Ne bilsinler sizin kıblenizin bozuk olduğunu,ne bilsinler sizin inançları sömüren birer sülük olduğunuzu,kurduğunuz saltanatın temelinin pislik olduğunu ne bilsinler,sizlerinde diz çöküp etek öptüğünüzü ne bilsinler,geleceklerini yok ettiğinizi ne bilsinler,en ufağınızdan en büyüğünüze bir sahtekar olduğunuzu ne bilsinler,sizin insana saygınızın olmadığını,Allah ile Kitap ile aldattığınızı ne bilsinler.
Şimdi utanmadan sıkılmadan,maşalarınızı korumaya çalışıyorsunuz,İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorsunuz,İnsan olan biraz utanır be,ama sizlerde yüz yok’ki kızarsın,vijdan yok’ki sızlasın,sizler bu işleri meslek edinmişsiniz saten,hanginizin sicili temiz’ki,merhamet avcısı kan emiciler.
Şeref namus ipe asılmaz,bu kadar pisliğin üzerinde oturulmaz,kokunuz tüm Dünyaya yayıldı nasıl sıkılmadan insan içine çıkabiliyorsunuz,insanları korkutarak,baskı uygulayarak nereye kadar susturacağınızı sanıyorsunuz,takke düştü artık kel göründü,bu pislikleri hiç bir şeyle saklıyamazsınız,gelin itiraf edin artık ,yoksa bu insanların hesap soramıyacağınımı sanırsınız,pirinizin dediği gibi kanlımı olur kansızmı onu siz düşünün gayrı,son yıla bir bakın onurları uğruna kaç insanımızın ölüsü verildi ailesine,sizin gibi gerine gerine,suçu sabit olduğu halde halkın içinde gezmedi.
Ülke sevdalıları,Vatan sevdalıları,gerçek inanan Müslüman evlatları,değerlerimiz bir bir yok ediliyor,aldatılıyoruz,soyuluyoruz,kandırılıyoruz ve satılıyoruz,İnançlarımızla alay ediliyor,Cumhuriyetin değerleri gizli pazarlıklara peşkeş çekiliyor,her şeyimiz yabancı bankalara rehin ediliyor,kıymetli Türk ordusunun içi boşaltılıyor askerimiz rencide ediliyor,şehitlerimiz bile haber olmaktan çıktı bu ülkede,ekranlarda hırsızların pazarlığı seyrettiriliyor bizlere,çocuklarımız ölüyor güvendiğimiz hastanelerde,ehil olmayan insanlar iş başına getiriliyor,suçsuz insanlar sırf korku salmak için tutuklanıyor ve ölüme terk ediliyor,gerçek suçlular saltanat sürüyor,kadınlarımız horlanıyor eziliyor bir paket bulgur için rencide ediliyor,bizleri yönettiğini zannedenler saltanat sofralarında keyif sürüyor alay ederek,Sizlerde namussuzlar kadar cesur olun artık yeter.
Ben bu Ülkenin bir evladı olarak,Sayın Kemal kılıçdaroğluna teşekkürler ediyorum,tek başına büyük bir yüreklilikle bütün dıngıl mıngıllara aldırmadan,açıkladığı bütün soygunları, her şeyi belgeleriyle halka sunduğu için,onun kadar onurlu olun beyler,açıklayın servetlerinizi’de bu halk Akları Karaları görsün,ihlasları,kombassanları,yimpaşları,fenerleri,beyazları siyahları görsün,kabadayılık lafla olmuyor yürek gerek yürek…

23 Ağustos 2008

Çaresizlik..


Bazı anlar vardır hayatımızda,öyle çaresiz,öyle yanlız hissederiz ki kendimizi,elimizden bir şeyin gelmemesi’nin verdiği eziklik yakar yüreğimizi,sevdiğimiz insanların acı çektiğini görmek,bilmek veya hissetmek en az onlar kadar acıtmaz mı içimizi,sızlatmaz mı yüreğimizi,seni anlıyorum acı ve sıkıntını paylaşıyorum demek nereye kadar teselli sayılır ki,buda bir türlü çaresizlik değilmi,bazen yüzümüzü kaçırırız gerçeklerden,bazen kendimizi saklarız,bir fikrimiz yokmuş gibi davranırız,buda çaresizlikten değilmi ..


Bazen siz yüreğinizi koyarsınız ortaya,sevdiğiniz kişilerin acılarına,sıkıntılarına çare olmak uğruna,bıçağın keskin tarafında çıplak ayakla yürümek gibi,neler olacağına aldırmadan,bu kez de sevdiklerinizin durumu uygun olmayabilir sizden yardım almaya,açıklamazı zor bir durum bu,haksızlığa uğradığına inanırsınız çaresizdir sessiz kalır cevap veremez,bizlerde görmezden geliriz bu durumu,işte o zaman insan kendini açık denizde küreksiz bir sandalda hisseder adeta,hep acı verir çaresizlik hep, içimizi yaka yaka..


İşte insan böyle zamanlarda kendi yanlızlığına sığınır,karanlığında hapseder yüreğini,kapatır gözlerini çaresizliğe hüzünlü şarkılara türkülere teslim eder dudağında ki sessizliği,kadehlerle söndürmeye çalışır içini yakan acının alevlerini,ne yazık ki,çaresizlik büyüdükçe büyür boğar bizi kendi bedenimiz de, yüreğimize akan göz yaşlarına aldırmadan…


Evet gönül dostları,umarım hiç düşmezsiniz çaresizliğin içine,hiç yakmaz o ateş yüreğinizi,sevdiklerinize ve dostlarınıza çok sıkı sarılın,sarılın ki bir gün onlarda sizin çaresizliğinize,çaresiz kalmasınlar…


Tufan genç

19 Temmuz 2008

Sevmeli insan...


Sevdiği olmalı insanın

Eski ahşap pencereye.hayat veren çiçek gibi

Özlemeyi sevmeli

Yıldız kadar gizemli.serçenin masumluğunda ürkek

Duyguyu yaşamalı bedeni

Rüzgara inat.ateşi yakmalı dokunmadan yüreği

Gözleriyle gülmeli insan

Ne kadar hüzün varsa içinde.eriyip gitmeli

Çocuk yüreği olmalı

Yemyeşil çayırlarda şarkı söyleyip koşmalı.bağırarak

Büyüsü sarmalı sevdanın

Seni kucaklayan.o eşsiz duyguların ferahlığında

Sıkıca tutmalı ellerini

Yarınsız zamanların iki yolcusu olmalı.cesurca

Yürekleri çarpmalı aynı anda

Nefesler.dalga dalga sararken bedenleri

Aşk Korkusuzca yaşanmalı

Birbirinde erimeli tutkunun alevleri... 16.07.2008 Ank.

6 Temmuz 2008

ananı öpen Kadı ise...






Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya "Ben bunu aldım" demiş.
Kadı’ya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: "Hani bizim ördek?"
Fırıncı boynunu büküp "Uçtu" deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.
Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış…
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadı’nın karşısına çıkarmışlar.
Kadı sırayla sormuş… Ördeğin sahibi, "Bu adam ördeğimi hiç etti" diye şikáyet etmiş.
Kadı, fırıncıya sormuş: "Ne yaptın bu adamın ördeğini?"
Fırıncı "Uçtu" demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:
"Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ’Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil" diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş… Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: "Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla…"
Davacı "Ne olacak?" diye sorunca kadı, "Şimdi" demiş, "Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız."
Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, "Tamam" demiş, "Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak."
Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye: "Senin şikáyetin ne?"
Yahudi ellerini açmış, "Ne diyeyim kadı efendi" demiş, "Adaletinle bin yaşa sen e mi?"
Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikáyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu!
Rahmi turan’dan alıntıdır.